Londra: Birleşik Krallık’ın Başkenti

Eğer şu an bu yazıyı okuyorsanız eminim içinizde bir yerlerde bir gün Londra’ya gitme planı vardır. Evet değil mi? Bunu duyduğuma çok sevindim. Şunu söyleyebilirim ki Londra’nın bir insanın ölmeden önce gidip görmesi gereken yerlerin başında geldiğine inanıyorum. Gerek saygılı bir toplum oluşu gerek herkesin birbirine oldukça kibar ve yardımsever yaklaşımı bunların yanında birçok güzellikleri içinde barındırıyor olması birçoğumuzun gözünde çekici bir şehir haline getiriyor. Gelelim Londra’da nereye gidilir, nasıl ulaşım sağlanır, ne yenir içilir ve hakkında bazı şeyler…

Londra

Gitmeden Önce Bu Uygulamalar Mutlaka Telefonunuzda Olsun

Ben yaklaşık 1 ay kadar Londra’da bulundum. Bulunduğum bu süre zarfında kullandığım iki tane uygulama oldu. Biri hepimizin bildiği üzere “Google Maps”. Otobüslerden yemek yiyeceğiz mekanlara, gezilecek yerlerden alışveriş merkezlerine kadar her bilgiye ulaşabileceğiniz olmazsa olmaz bir uygulama kendisi. Bir diğeri ise “CityMapper”. Bu uygulama da hangi otobüsün ya da trenin saat kaçta geçtiğini, en yakın nereden binebileceğinizi ve tabi bunların yanında yol haritası seçeneği sunan kullanışlı bir uygulama. Bunlar telefonunuzda olduğu sürece ulaşım anlamında sıkıntı yaşamanız pek de mümkün değil.

Ulaşım

Ulaşım Demişken

Londra hakkında hepimiz bir sürü şey duymuşuzdur. Bunların en başında gelen şeylerden biri direksiyonunu sağda oluşu ve bu gerçekten ilgi çekici bir konu. Eminim çoğunuz bu görüntüden hoşlanacaksınız. Bir diğeri ise büyük ve karışık ulaşım ağı olabilir. Peki Londra’da ulaşım nasıl sağlanır sorusuna cevap verecek olursak, ilk olarak yaklaşık 30 dakikada bir geçen kırmızı otobüslerini söyleyebiliriz. Oldukça fazla sayıda olan bu otobüsler ile gidemeyeceğiniz yer yok gibi. Çift katlı oluşları ise onları daha da keyifli hale getiriyor. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Otobüs şoförleri inanılmaz kibarlar. Otobüse bindiğim çoğu sabah “Good Morning” sözünü duymuşumdur. Siz de otobüse binerken onlara günaydın diyebilir, inerken teşekkür edebilirsiniz. Bunun sizi daha mutlu bir insan yapacağını ve gününüzü güzelleştireceğini göreceksiniz.

Diğer bir ulaşım seçeneğiniz ise İngiltere’nin meşhur yer altı trenleri. Çok eski bir tarihe dayanan bu trenler biraz gürültülü olsa da deneyimlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca hem büyük hem de hızlılar ve gideceğiniz yere çok daha kolay bir şekilde ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Fakat trenlerde telefon ne yazık ki çekmiyor. Bu yüzden siz bunu yaşamadan ben uyarıyım. Eğer gideceğiniz yeri bilmiyorsanız trene binmeden önce gerekli bilgileri edinin. Tren içerisinde zorda kalmanızı istemem.

Tren

Meşhur siyah taksiler de diğer bir seçenek. Fakat bu biraz daha pahalı bir seçenek. Yine de belki yakın yerler arasında deneyimlemek isterseniz tercih edebilirsiniz.

Turistlerin Gözdesi: Oyster Card

Ben havaalanına ilk indiğimde en korktuğum şey iletişim ve ulaşım konusu olmuştu. Fakat gördüm ki her yerden kolaylıkla istediğiniz içeriğe sahip telefon kartlarını bulabiliyorsunuz. En önemli nokta ise bir IPhone kullanıcısı olarak simkartımı çıkarmaya yardımcı o aparatım yoktu. Bütün havaalanını gezerek iğne ya da ince bir çivi bulup simkartımı çıkarmak için uğraşmıştım. Kesinlikle bunu unutmamalısınız.

Londra ulaşım konusunda ise size çok güzel bir seçenek sunuyor: Oyster kart. 1 günlük, 1 haftalık ya da 1 aylık seçenekleri olan Oyster card ile dilediğiniz gibi seyahat edebilmeniz mümkün. Şöyle güzel bir durum söz konusu ki günde 2 kerenin üzerindeki binişleriniz tamamen ücretsiz. Bu sayede de çekinmeden istediğiniz otobüs ya da trenden inip istediğinize binebilirsiniz.

Oyster Kart

Oyster Kart ile geçişin kapsamları ise;

  • Londra Metro ağı
  • Londra kırmızı yerel otobüs ağı
  • Büyük Londra’daki demiryolu ağı
  • Docklands Hafif Raylı Sistem (DLR)TfL Demiryolu Hizmetleri ve Yerüstü Demiryolu
  • Heathrow Express
  • TFL Heathrow Havaalanı treni dahil olmak üzere TFL demiryolu hizmetleri
  • Tarifeli birçok nehir hizmetinde % 33 indirim
  • Londra ve Gatwick Havaalanı arasında tren hizmetleri şeklindedir.

Ne Yiyelim ? Ne İçelim ?

Londra deyince aklımıza tabi ki Fish&Chips geliyor. Ben yediğim zaman balıktan daha çok panelenmiş tavuk ve yanında patates kızartması yemişim gibi hissettim. Çok yabancı olduğumuz bir tat değil ve elbette gitmişken denememek de olmaz. Londra’ya gittiğimde İngilizlerden daha fazla Türk olduğunu düşünmüştüm. Her yerde Türk lokantası ve Türk marketi bulabilirsiniz. Karnınızı doyurmak konusunda bir problem yaşama ihtimalinizin olmadığını içtenlikle söyleyebilirim.

Fish&Chips

Bir de şunu bilmelisiniz ki orada hayat sabah 06:00’da başlayıp akşam 19:00’dan sonra çoğunlukla ya evlerde ya da barlarda devam ediyor. Sokakların bu saatlerden sonra bomboş kaldığını, alışveriş merkezlerinin kapandığını görebilirsiniz. O yüzden planlarınızı daha erken saatlerde uygulamaya başlamanızı tavsiye ederim.

Londra’da Gidilmesi Gereken Yerler

Elbette size gidince görmeden gelmeyin diyeceğim yerlerin başında London Eye, Tower Bridge, Big Ben, Westminster Sarayı ve Hyde Park gelmekte. Kırmızı telefon kulübeleri ile de mutlaka bir fotoğrafınız olmalı. Fakat size bunlar dışında biraz daha az bilindik yerlerden de bahsetmek istiyorum.

Londra’da Gidilmesi Gereken Yerler
Renkli mi renkli: Camden Town

Çılgınca gezebileceğiniz, gezerken eğlenebileceğiniz, çeşitli kültürleri bir arada görebileceğiniz keyifli bir mekan Camden Town. Uygun fiyatlı alışverişler yapabilirsiniz, sokak lezzetlerini deneyebilirsiniz. Yarım gününüzü rahatlıkla ayırabileceğinizi söyleyebilirim. Rengarenk yapılardan oluşmuş bu marketi gittiğinizde görmelisiniz.

Camden Town
Sherlock Holmes Hayranlarının Dikkatine

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki içeri girebilmek için upuzun bir kuyruğa girmeniz gerekiyor. Ama bir Sherlock Holmes hayranı olarak şunu söyleyebilirim ki beklediğinize değecek. İçeride göreceğiniz koltuklardan kemana, delil örneklerinden şapkasına kadar birçok şey sizi çok mutlu edecek. Dilerseniz “221B Baker Street” üzerinde bulunan mağazadan da kendinize ya da Sherlock Holmes hayranı dostlarınıza hediyeler alabilirsiniz. Londra’ya kadar gelmişken bu meşhur müzeyi görmeden dönmeyin derim.

Sherlock Holmes
En İyi Manzara Keyfi İçin: The Shard

En baştan şunu söylemeliyim ki içeri girebilmek için günlük kıyafetlerinizden sıyrılıp ‘şık’ kombin oluşturmanız gerekmekte. Yoksa içeri girerken biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. İkinci olarak ise içeri giriş için önceden bilet almış olmanız ve randevulu olmanız gerekiyor. Fakat içeri girip üst katlara çıkıp o manzarayı gördüğünüzde bu çabaya değeceğini göreceksiniz. Londra’nın ayaklarınız altında olduğunu hissetmek büyük keyif verecek. Giriş ücreti biraz pahalı olsa da bu manzara için gözden çıkarılabilecek bir miktar olduğunu söyleyebilirim.

The Shard

Bütün bunların yanında benim size tavsiye edebileceğim bir diğer şey ise eğer yeterince zamanınız varsa bence o tatlı kırmızı otobüslerden rastgele bir durakta inip şehrin hiç bilmediğiniz duymadığınız ara sokaklarını gezin. Kimsenin bilmediği yeni yerler görecek, şehrin insanlarının yaşayışına daha yakından tanık olacak ve inanın daha çok keyif alacaksınız. Umuyorum ki yolunuz bir gün Londra sokaklarına düşer. Şimdiden keyifli gezmeler..

Sitemizdeki diğer yazılarımıza göz atmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. Bizleri Facebook ve Instagram üzerinden takip etmeyi unutmayın. Mutlu günler diliyorum..