PERFORMANS

Bazen kendi yapabileceklerimizin farkına varmak konusunda çevreden destek alıyoruz. Nasıl mı? Daha önceden nasıl yapılacağına dair bir fikrinizin olduğu ama hiç yapmadığınız bir şey düşünün. Çevrenizdeki insanlar sizin bu işi yapacağınıza inanır ve size güvenirlerse sonucunda “performans”ınız artabilir. Tabi bu durumun tam tersi de mümkündür. Bu durum “performans”ınızı düşürmekle birlikte sizi strese sokan bir etken de olabilir. Acaba birilerinin dediklerini bir kenara bırakıp kendimizi görme zamanımız gelmiş olabilir mi? Düşünelim..

Yirminci yüzyılın ikinci çeyreğinde mucit ve General Motors’un Eski Araştırma Bölümü Başkanı olan Charles Kettering,  “Büyük başarılar daima büyük beklentiler çerçevesinde meydana gelir.” diyerek başarı ölçütünü büyük beklenti çerçevesi ile ilişkilendirmiştir.

Performans ve Beklenti

Peki başkalarının büyük beklentileri mi yoksa bizim kendimizden büyük beklentilerimiz mi?

Bazı varsayımlara göre insanlar, başkalarının kendileriyle ilgili beklentilerinin seviyesine ulaşmaya eğilimlidir. İnsanlar, genel olarak başkalarının kendilerinden beklediği “performans”a ulaşmaya çalışırlar. Hatta bu durum ilk öğretmen-öğrenci ilişkilerini inceleyen araştırmalarla doğrulanmıştır. Araştırmalar bir öğretmenin öğrencisinin “yetenekli” veya “zeki” olduğuna inanırsa, öğrencisinin o seviyeye ulaşmasını teşvik edecek şekilde davranacağını; bir öğretmen öğrencisinin “zor” veya “sorunlu” olduğuna inanırsa da, söz konusu öğrencinin o kadar da desteklenmeyeceği ve dolayısıyla iyi performans gösteremeyeceğini ifade etmektedir.

Bu duruma farklı bir bakış açısı ile yaklaşmak adına TEDx konuşmacısı ve performans alanında çalışan psikolog Ozanser Uğurlu’nun kötü olan şeyler olduğu kadar iyi olan şeylerinde varlığını vurgularken ifade ettiklerini hatırlatmak istiyorum:

“İyilik, kötülük her yerde..

İyi, kötü hissetmek her an mümkün.

Ama siz her zaman iyi hissetmeyi seçin.

O kötü hissettiğiniz zamanlara tutunmayın.”

Yani aslında insanların çevresinde olumsuz şeyler olurken de çevrenin beklentisi insanlardan yüksek değilken de insanlar performansını yüksek tutabilir. Çünkü “performans”ımız bizim nasıl hissettiğimize bağlı değişebilir. Bence bu yüzden kendimize inanmamızın önünde başkasının hiçbir beklentisinin bizim “performans”ımızı olumsuz etkilemesine izin vermemeliyiz. Kendimizin farkına varmalıyız. Çünkü Kobe Bryant der ki;

“Eğer kendinize inanmazsanız kimse sizin yerinize bunu yapmaz.”

“Ya hata yaparsak o zaman ne olacak?” dediğinizi duyar gibiyim.

Eğer hatalarınızı bir felaket olarak değerlendiriyorsanız ileriye yönelik adım atmakta biraz zorlanabilirsiniz. Ama hatalarınızı yükselebilmek için bir basamak haline getirmek de sizin elinizde. Hatalarınızdan ders çıkartabilirseniz eğer hatalarınız size hayata farklı bir açıdan bakabilmeyi öğretir. Hatalar birbirlerine benzeyebilir ama hata sonrasında seçilen yol insanın kendine özgüdür.

Hayat sizin “her anını yaşadıkça sevesiniz olsun.” Bu yüzden hatalarınızı da sevin, onlardan korkmayın, onlara sarılın ve  “Benim güzel hatalarım da var” diyebilin. Çünkü o performansı gösterecek olanda sonucunu yaşayacak olan da sizlersiniz. Bir de unutmadan ekleyeyim:

“ İnsanı insan yapan kusurlarıdır.”

Eğitim yazılarımızı incelemek için tıklayınız.

Çok yakında paylaşımlarımıza başlayacağımız instagram hesabımızı da takip etmeyi unutmayınız.